21 Eyl 2016

Bi keresinde


Bi keresinde diye başlayabilirim. Çünkü Fatih Turanalp'in bu kitabını okuduktan sonra sabahtan akşama kadar içimden bi keresinde dedim 😅 fikir çok güzeldi. Bir çocuk rüyalarında farklı farklı yerlere gidiyor, farklı deneyimler yaşıyor. Gündelik hayatla hayal gücünü birleştirince güzel anlatılar çıkmış ortaya. Tam olarak ne bir masal ne bir öykü ne de günlük. Ama bence Fatih Turanalp' ın içindeki çocuk ve kendi rüyaları 😊 ilk sayfa şöyle başlıyor 'Kafam benim çalışma odam. Orada kuruyorum bütün hayallerimi. Mesela bir kuş olsun önce. Sonra da bir gökyüzü çizelim. Ve bir çocuk. Bulutların üstünde. Rengarenk bir uçurtması olsun elinde. Gülüşleri gökyüzüme tutunsun; güneşim olsun, hayallerimi ısıtsın. Soğuk bir hayal pek iyi olmaz, bilirsin...' 🎠🎡☁

Sevemediğim kısımlar da oldu. Hani soğuk espri dediğimiz, söz oyunlarıyla kurulmuş bağdaştırmalar var ya, kötü karikatürlerde denk gelebileceğimiz. Bazı rüyaları bunlar üzerine temellendirmiş. Onlar olmasaydı harika olurmuş.

🌼💮🏵💐

Mustafa Ruhi Şirin- Gökyüzü Çiçekleri'ne gelecek olursak. 1980li yıllarda yazılan şiirler sanırım. Bendeki kitabın basım yılı 1989 çünkü. O yıllardan bu yıllara çocuklara şiir algısı oldukça değişti. Yani bence. Cok guzel mısralar vardı ama çok basit, konuşma dili gibi şiirler de vardı. Evet, sade bir dil olmalı ama işte. Şiir yazmak zaten çok zor bence. Bir de bunun çocuklar için olması 🤔 anlamın kapalı olmaması lazım, direkt öğüt vermemeli, estetik olmalı... zor yani 😅

Bu arada, kahve harikaydı. Federal Coffee Company Istanbul-Izmir-Ankara-Adana bu şehirlerde iseniz ya da giderseniz rica ediyorum bi gidin, kahvelerin tadına bir bakın. Enfes. Hepsi ayrı ayrı güzel. Daha önce içtiklerim kahve değilmiş. Artık evde ya da başka bir yerde Türk kahvesi harici kahve içemiyorum. Beğenmiyorum cunku. Müdavimi oldum lanet olası federallerin 😂 federal hakkında da bir yazı hazırlayacağım inşallah 😊

8 Eyl 2016

Biraz iç döküp vol bilmemkaç

Aslında çok güzel bir program yapmıştım. Haftada 3 yazı paylaşacaktım burada. Heyecanlıydım. Bir süre güzel de gitti hatta. Sonra ben de gittim sözcükler de. Simdi geldim. Ama öylesine. İçimden geçen birkaç şey söyleyip gidiceģim. Başım ağrımasaydı film yazısı hazırlardım aslında.

Bayram indirimleri malumunuz. Herkes çılgınlar gibi tüketiyor tüketiyor tüketiyor. O markanın şu farı, şu maskarası şu fırçası. Elinde milyon tane  var o renk fardan belki de. Ama şu markanın şu paleti olsun elimde. Alayım da instagramda paylaşayım kafası mı diye düşünüyorum. Bir kız elindeki maskaraları gösteriyor. Her ay 1 tane bitirse1 yıl idare eder diyor. Maskaralar 1 ay da bitmiyor ki. Yani kızı 2 yıl idare edecek maskarası var. Açılmamış. Hala alayım diyor. Bir dur. Ki bunlar işi gereği makyaj yapmayan kimseler. İşi gereği yapanlara neyse derim de. Tüketim çılgınlığının doruklarında insanlar. Her şey çok pahalı. Üzerine indirim yapınca ama indirim diyorlar. Zaten gereğinden fazla paraya satıyorlar ürünleri.

Bir de bu tüketim çılgınlığı kitap okuyan insanlarda da var. Sipariş veriyorlar veriyorlar elinde okunmayan onlarca kitap olduğunu yine almaktan vazgeçmediğini söylüyor. Ben de yapıyorum bunu ama okumadığım kitap sayısı abartılacak kadar değil.
Ya da en azından hepsi nitelikli eserler. Şimdi kime göre neye göre sorusu doğuyor kafalarda. Bana göre tabii. Ama yine de belli oluyor zaten popüler kültür getirisi kitaplar. Erkek kadın ilişkileri üzerine romantik komedi tadında kitaplar  bana göre sürekli okunacak kitaplar değil. Arada çerez niyetine okunmalı. Çok üzülerek söylüyorum, ne kadar kalın olursa olsun birkaç saatte  bitirilebilecek kitapları okuyorlar, şu kadar kitap okudum diye yazıyorlar, video çekiyorlar. Okudun da ne anladın? Sana ne kaldı geriye? Yaşamında büyük bir değişiklik yapabileceğin bir getirisi oldu mu? Kendine sorular sordurttu mu sana? Hayatı sorgulattı mı? Ben kimim, ne işe yararım ve ne yapmalıyım dedirtti mi? Oku, gül-eğlen, geç. Kitap okuma çetelene bir kitap daha ekle ama hayat sayfana bir deneyim daha ekleme.

Üzülüyorum.