11 Eyl 2014

Stüdyo Ghibli

Upuzuuuun zamandır beni bekleyen bir yazı var. Stüdyo Ghibli animeleri. Aslında Hayao Miyazaki animeleri demiştim başlangıçta. Ama Hayao Miyazaki'nin yazdığı bir animeyi Isao Takahata yönetebiliyor ya da başka birisinin yazdığı bir animeyi Hayao Miyazaki yönetebiliyor. Yani birbirinden ayıramıyoruz. Ben de Stüdyo Ghibli yaptım. Şöyle ki aslında blogumda yan tarafta bir liste var. O listeyi tamamladıktan sonra yazacaktım yazısını. Fakat 5 defa Ponyo'yu izlemeye niyetlendim beşinde de sonuna kadar izleyelemedim. İnternet bağlantısı gitti bilgisayar dondu. Derken pes ettim. Dvdsini alıp öyle izleyeyim dedim. Eksik birkaç filmim var. Onları da izleyince yazarım artık.

Stüdyo Ghibli benim için çok özel. Hayao Miyazaki hayranıyım. Hayal gücümü inanılmaz geliştirdiğini düşünüyorum. Çok eğleniyorum izlerken. Hatta üzerinde düşünürken de (: Zihnimde bir yazı taslağı vardı aslında. Sonra D&R'ın sitesinde dolaşırken Stüdyo Ghibli diye bir kitap gördüm. Nasıl sevindiğimi anlatamam! Kalkedon yayınevi çıkarmış. Çeviri bir kitap. Colin Odell ve Michelle Le Blanc yazarları. Ayrıntılı bir inceleme söz konusu. Japonya'ya gidip stüdyoları da görmüşler. Ghibli müzesini de görmüşler :( En büyük hayallerimden birisi Ghibli müzesine gitmek...

Stüdyo Ghibli'de bulutların yeri çok özel olduğu için kitabımı bulutlar arasında çekmek istedim (:

Stüdyo Ghibli kurulmadan önce Takahata'nın ve Miyazaki'nin ayrı ayrı ya da beraber yaptıkları filmler Ghibli zamanı zannedilince bir karmaşa ortaya çıkıyor. Mesela Rüzgarlı Vadi Ghibli öncesidir. Ama benim izlediklerim -Rüzgarlı Vadi hariç- Ghibli ürünleri.

Ghibli'nin kuruluş sürecini anlatmayacağım. Sadece şunları söyleyebilirim, uzun süreli sinema animeleri içerisinde ilklerdendir Ghibli. 

Ghibli'nin kendi içerisinde farklılıkları olduğunu fark etmiştim bu kitabı okumadan önce. Mesela Ateşböceği Mezarlığı, Only Yesterday, Ocean Waves. Gerçekçi, biraz ağır ilerleyen, macera daha az. Bu üçünü Takahata yapmış. Miyazaki'nin animelerine bakıyoruz; Totoro, Ponyo, Yüreğinin Sesi. Hayal gücü ön planda. Gerçekler kurmacayla karıştırılmış da insana öyle sunulmuş. Takahata'nın yaptıklarını küçükler izlerken sıkıntı çekebilirler. Anlayamayabilirler. Şahsen Ateşböceği Mezarlığını çocukların izlemesini istemem. Ben çok ağlamıştım. Miyazaki animelerine bakıyoruz; bir çocuk keyifle izleyebilir ve çok eğlenir. Bir yetişkin de izler, eğlenir ve çıkarımlar da bulunur. Miyazaki animeleri her yaşa hitap eder, her yaşın çıkaracağı anlam farklıdır.

Temalar ve Motifler

İlk aklıma gelen tema çevrecilik. Rüzgarlı Vadi, Ponyo, Gökteki Kale en çarpıcı örnekleri. Animeleri incelerken daha ayrıntılı bir şekilde bahsederiz.
 Uçmak çok önemli. Süpürgeyle, kanatla, zeplinle, uçakla, balonla, farklı aletlerle; hiç fark etmez. Büyümenin, özgürlüğün ya da Totoro'da olduğu gibi dünyayı başka açılardan görmenin metaforu olarak kullanılabilir uçmak.
Çocuklar. Animelerin ana kahramanları çocuklardır. Bu sebepten de insanalar animelere çocuk işi diyebiliyorlar. Halbuki içlerinde kilitli kalmış çocuğu nasıl da unutuyorlar. Her insanın içinde bir çocuk vardır. Birileri kilitler en diplere birileri de yanlarına alır, beraberce keyifli zaman geçirirler. Ben yanıma almaya çalışanlardanım. Bazen unutuyorum çocuk gebbu'yu. Bazense göklere çıkarıyorum (:

Antropomorfizm, insan niteliklerine sahip hayvanlar. Zoomorfizm, karakterlerin büyü, lanetler yüzünden değişmesi. Metamorfoz ise biçim değişikliği için kasten büyü yapılması. Howl'un değişimleri gibi. Büyüler, cadılar, ruhlar, farklı yaratıklar, tanrılar, yarı tanrılar animelerde bolca yer almakta.

Rüzgar ve hava. Benim en sevdiğim motifler. Bulutlar o kadar çok ön plandaki! Bayılıyorum, bayılıyorum. Animeleri izlerken en çok bulutlara bakıyorum açıkçası! :D


Ruhların Kaçışı animesinden.

İçimizdeki dünyalar. Paralel dünyalar Ghibli animelerinde yer alır. Totoro'daki orman, orman cinleri ve ruhlarının yaşadığı gerçek dünyaya paralel bir yerdir. Ruhların Kaçışı'ndaki paralel dünya ise ürpertici bir yerdir. Fiziksel dünyalar olarak bakmasak da olur. Mesela Yürüyen Şato'da Sophie yaşlı bir kadına dönüşür ve dünyaya bir de öyle bakar. Ya da Yüreğinin Sesi'nde Shizuku yazdığı öykünün karakteri Baron'la hayali bir şekilde fantastik ülkeler turuna çıkar.

Shinto ve Japon Mitolojisi. Shinto tapınakları, tanrılar, ruhlar, Budist efsaneleri. Ayrıntılara dikkat edersek biraz da bilgi edinirsek anlaşılıyor.
  
Sosyal Toplum. Olaylar başka ülkeler de geçse bile Japon kültürünü görebiliyoruz. Mesela Laputa: Gökteki Kale, bir Avrupa ülkesinde geçmektedir. Ama yiyecekleri daha çok Japon kültürüne benzer. Japon okul hayatını Ocean Waves'te görebiliyoruz. Ve benim için önemlisi kadınların toplumdaki yeri. Kiki 13 yaşında evden ayrılır ve yetişkin bir cadı olabilmek için tek başına yaşar. Gökteki Kale'de korsan Mama bir kadındır ve emrindeki erkeklere söz geçirtir. Yerdeniz Öyküleri'nde Tenar tek başına yaşayan cadı ve çiftçi bir kadındır. Kadının yeri ayrıdır ve kadın güçlüdür (: Toplumun her kesiminden insanın hikayesi vardır. Zanaat ve sanat oldukça önemlidir. Madencilik, fırıncılık, çiftçilik, resim, yazarlık gibi... 

Ne yazık ki Hayao Miyazaki yeni animeler yapmayacağını açıkladı. Yanlış hatırlamıyorsam Ghibli de yapmayacağını, hali hazırdaki animelerin pazarlaması için çalışmalar yapacağını açıklamıştı. Ghibli'nin simgesi Totoro. Japonya'da Totoro başta olmak üzere birçok animenin eşyaları, hediyelik ürünleri bulunurken ülkemizde neredeyse hiç yok. Handmade denilen el yapımı işler yapanları bir kenara bırakırsak lisanslı bir ürün ben henüz göremedim ülkemizde. Ghibli lisans konusunda ve dış ülkelere dağıtım konusunda biraz dikkatli imiş. Kitapta öyle yazıyor.

Bu uzun bir yazı oldu. Anime incelemelerini başka postlarla yapsam daha iyi olacak galiba. Animeli günler efendim (:





8 yorum:

  1. heeey ne güzel :) dur bunu bloguma koyayım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Begenmene sevindim, tesekkur ederim ki (:

      Sil
  2. Aynen bende önce bütün animeleri Miyazaki nin sanarken farkettim ki değilmiş. Şuan mutluluktan ağlayabilirim resmen(ki huyum değildir :D) çünkü hissettiklerimi ve düşündüklerimi aynen yazmışsın. Ben bir türlü yazıya dökememiştim :/ Gökyüzü benim için bu animelerle önem kazandı, aynı şekilde çevre ve unutmaya yüz tuttuğum hayal gücümde. Ghibli stüdyolarının benim için yeri o kadar kıymetli ki şuan resmen yazarken omuzlarım ve bileklerim karıncalanıyor, içim içime sığmıyor :D Ghibliden her bahsedeceğim de aynı tatlı hissi yaşıyorum :))) Animelerinin neredeyse hepsini tekrar tekrar izledim ve bıkmadım bıkamamda :D Kitabının olduğuna da ayrı mutlu oldum ve en kısa zamanda almalıyım. Bu yazıyı yazdığın için çok teşekkür ederim ve seni takipteyim :)))) Deep e de ayrı teşekkür ederim yazını bulmama vesile oldu :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yorumun için çok teşekkür ederim! benden daha iyi yazarsın inş hissettiklerini (: ben de aslında düşündüklerimi hissettiklerimi tamamen yazamadım. bir sürü eksikler var aslında. artık başka postlara. her bir tema ayrı bir konu. hatta ben miyazaki animeleri üzerine araştırmak yapmak, yüksek lisansıma konu olarak miyazaki animelerindeki temalardan birini seçmek istiyorum. lakin çoğu insanın çocuk işi olarak gördüğü animeleri yüksek lisansa layık(!) görebilecek bir hoca bulabilir miyim bilmiyorum :D bu yazıyı okuduğun için hissettiklerini belirttiğin için ben teşekkür ederim (: deep'e teşekkürlerim çok ayrı (((:

      Sil
    2. Bu konuda yazmak için ayrı bir hevesle doldum şuan ama biraz daha araştırma yapmam ve izlemediğim birkaç animeyi daha izlemem lazım. E onu da üniversite sınavı sonrasına bırakıyorum artık :D
      Başka postu da okurum ben :)))
      Öyle bir hoca bu ülkede zor maalesef :/ Hangi bölümdensin?

      Sil
    3. Türkçe öğretmenliği, son sınıfım (: çocuk edebiyatıyla bütünleyerek düşünüyorum, bakalım (: yani mesela çocuklar için bir öykü belirleyip Türk yazardan, Miyazaki'nin bir animesiyle ortak bir yön bulup karşılaştıracağım. işte okul bitsin de bakcam (:

      Sil
  3. harika bir yazı olmuş, böyle bir kitaptan haberim yoktu, elinize sağlık:)

    YanıtlaSil