13 Mar 2014

Beyazıt

Beyazıt'ta İstanbul Üniversitesi Kampüsünün yan tarafındaki sokak; Eczacılık'la başlıyor Hayef'le devam ediyor. Esnaf Hastanesiyle bitiyor. İşte o sokak. Sahlep satan bir amca var. Buram buram vanilya kokar o sokak. Sonra portakal-mandalina suyu satılır. Narenciye sıkacağı ve meyveler tablada. Pilav-ayran 2.5 tl. Şu sıralar yok ama önceden şal-bere-eldiven satan bir amca da vardı. Gündüzleri nasıl da kalabalık olur bu sokak. Hele sınav zamanı! Geceleri ise bomboş. Korkar insan yürürken... Issız. Köşeden her an birisi çıkacakmış gibi.

Beyazıt deyince Beyazıt Camii gelir akla ilk tabii. Ama şimdilerde restorastonda. Güvercinler bile sıkılmış bu durumdan. Çünkü İstanbul Üniversitesi'nin tarihi kapısı da restorasyonda.
Hayef'in hiç de tarihi olmayan ama eski binası da yıkımda! Bir an önce yeniden yapsalar...

Ve Sahaflar Çarşısı. Daha Sahafların kapısından girmeden, eskiden Çınaraltı Kahvehanesi'nin olduğu yerde, hala yaşlı amcalar değerli tesbihler, eski paralar satıyorlar. Antika değerinde takılar, kutular ve türlü eşyaların yanındaki tezgahlarda akıllı (!) telefonlar ve de tabletler hemen de yerini almış. Göz tırmaladıkları aşikâr. Bir de seyyar soğukçu var. Ekmeğin arasına domates peynir zeytin. Aç karınları doyurmak için.
Sahaflar başka bir dert desem? Elbette talep önemli ama orası Sahaflar. Bu kadar çok sınav kitabı ve popüler kültür romanları(!) olmamalı. Sahaflarda Calvino da Mişima da bulabilmeliyim Pucca'yı ve Soğuk Kahve'yi bulabildiğim gibi.
Merkez Kütüphanesi'nin önüne değinmeden edemeyeceğim ((((: Hukukluların yoğun ve de fazlaca kullandığı kütüphanede yer bulabilmek mümkün değil. Anlatmak istediğim bu değil aslında. Kütüphanede ders çalışan insanlar kahve ve çay da çok tüketiyorlar. Dışarıda bir abi termosla çay ve kahve satıyor. Çikolata da katmış aralarına. Daha başka bir şey var mı bilmiyorum. Bugün de ekmek arası köfte satan bir seyyar gördüm (:

Velhasıl. Beyazıt güzeldir. Oldukça severim de. Ama elveda diyeceğim günü de iple çekiyorum (((: Ağlayacak olsam da...