12 Eki 2013

Büyük Güneş

Bu sabaha karşı 4 gibi bitirdim The Master's Sun'ı. Dizi hakkında geniş kapsamlı bir yazı yazmayacağım. Direkt size link vereyim Nabrut ve Yaşam blogundan bakın. Bu yazının üstüne bir yazı hazırlamak olmaz gibi ((: http://nabrutvebiz.blogspot.com/2013/10/masters-sun-2013-kore-dizisi-replikleri.html Çok beğendiğim bloglardandır kendileri.


İlk defa izlediğim oyunculardı. Su Jı Sub'un mimikleri süperdi. Gojo'ları.

Yazılarımda bahsedeceğim karakterler, aşklar gördüm.


Bu adamın bakışları hep mi hüzünlü? /:


İtiraf ediyorum. Sürekli salak, gıcık dedim izlerken ikisine de. Sonra Başkan'a 'ay cnm yaaa. tatlım beniiim' dedim. Çok güldüm başlarda. Annemler de bana güldü. Sonra çok ağladım ama. Gece özellikle. Sessiz ağlamak ne zormuş :D



Pek sevgili Sığınak. Ben de sığınak, liman, yerin altında bir depo filan istiyorum :D


Çok tatlılar kiiii. Bu adam hep böyle uyuyor ve uyanıyor. Ne titiz :D


Yapışkan kız ((: Ama çok tatlııııı


En sevdiğim hayalet. Aslında hayalet değilmiş de uyanmayan bir çocukmuş. Sınavdan kaçıyormuş :D Ve kahve manyağı ((: Tae Yang'in ofisine Kingdom'daki hayaletleri toplayıp çay içtikleri sahneler müsmükemmeldi ((:


Hihi. Tae Yang'in içine köpecik girmiş. Sonra da kedi girmişti. Ama en güzeli Fransız kadının girmesiydi, final bölümünde. Mmmm şeeey. Yalnızca bir dizi ama di mi ((:


Cidden çılgın ahjumma :D Gong Shil'e karısı Bang Shil dediği için Bang Shil demesi çok tatlıydı. Sonra Başkan'ın hafızasını kaybettiği süreçte Başkan tarafında olması da güzeldi. Açıkçası hep karısını aldatmasını bekledim ama aldatmadı :D


Bu çocuklar ne tatlıydı yahu. Sims çocukları gibi hissettim bazı bazı onları. Tam teenage'ler :D Müsmükemmel gözükmüyorlar mı? Melek gibiler....

***

4'te bitirdim ya hani ben diziyi. Sabah 9civarı kahvaltı yapmam için zorla uyandırıldım. Sonra geri yattım. Aslında uykumu almıştım. Niye geri yattım? Hayal kurmak için. Sabaha karşı inanılmaz bir romantik komediyi bitirmişim tabii depresif takılcam :D Ben de aşık olmak istiyorum bananeeee diye diye.
Tae Yi Ryeong'un final bölümünde Kang Wo'nun gidişinden sonra yere oturup ağlaması gibi ağlamak istedim.

Bir çocuk gibi. Usagi gibi.


Ağlamadım ama. Uyudum. Hayal kurdum. Çok eğlenceliydi. Galiba bir süre aynı hayalin devamını getireceğim. Keşke bunu yazmam gereken öyküler için de yapsam. Boş anımda düşünsem düşlesem. Gece yatmadan önce sabah uyanınca. Her an.

Rüveyda dedi ki, beklemek de emek.



Ben senin ismini tarçın kokulu akide şekeri gibi tutuyorum ağzımda,damağımda,ruhumda.
Elif Şafak








8 yorum:

  1. bakıyim ben de.
    :)
    nabrut evet öle. arkadaşı seyhan var bi de.
    ikisi birlikte izliyomuş.
    :)
    son sözlerine güldüm.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aşık olma isteyişime mi güldün :D ben gayet duygulu yazmistim ama :D

      Sil
  2. ayrıca ortaya çıkmana sevindim.
    iyi ki tatiller vaar.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. cok yogundum yaa.ins yogunlugum azalir da daha cok yazarim buraya ((:

      Sil
    2. ama bak yazamasan da arada gel bana meraba de yaaa.
      :)

      Sil
    3. bloga girsem meraba derim zaten. ins derim ((:

      Sil
  3. dörtte bitirdim diziyi'den itibaren hepsine güldüm ki sölediklerinin.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yaaa!!! :D bir çocuk gibi. usagi gibiden sonrasi cok duygusal :P

      Sil