27 Eki 2013

İstanbul temposuna giriş

Çarşamba günü geldim İstanbul'a. Tempolu hayat başladı yine. Kursum da başladı. Hayat güzel çiçek böcek falan filan. Kitap tanıtımları gelecek bir dahaki yazıya. Enfes kitaplar okudum. Film tanıtımları da gelecek inş diyelim :D Enfes filmler izledim...

Ayda bir kez TYB İstanbul şubesinde A.Ali Ural'ın konuşması oluyor. Bu ayki konu Edebiyatın İyileştirici Gücü üzerineydi. Edebiyat gerçekten şifa kaynağı. Müzik de öyle. Kitaplar tam bir arınma. Mesela Goethe Genç Werther'in Acılarını yazarak kendini iyileştirmiş intihar etmekten kurtarmıştır.

Deliler üzerinden yola çıkarak yazılan kitaplar da var. Mesela Gog, bir yeryüzü eleştirisidir Ali Hoca'ya göre. Ya da Don Kişot. Cervantes Don Kişot yardımıyla söyleyemediklerini söylemiştir. Don Kişot'un dudaklarını kullanmıştır.

Velhasıl, güzeldi konuşma. Bir dahakine siz de gelin (:


Sonra ben bugün dergi günlerine gittim. Ah ne güzeldi Sirkeci Tren Garı! Dergilerle ve edebiyat severlerle dolup taşmış. Ben son gününe yetiştim. Birbirinden farklı düşüncelere sahip insanların aynı çatı altında toplanması ne güzel! Hoşgörü kazansın her daim. Söyleşi Vagonu cidden çok güzeldi.



Sonra bir de bugün Eski Kafa'ya gittim. Özlemişim mekanı. Aslında bu ikinci gidişimdi. Daha çok inceleme fırsatım oldu. Çok ayrıntı vardı. Her birini fotoğraflamak isterim (: Eski Kafa'da ürünler hem organik hem lezzetli hem de farklı. Siz hiç Reyhanlı Sakızlı Muhallebi yediniz mi? :D Tavsiyedir. At Pazarında. Yol tarifi için internetten numarasını alıp arayabilirsiniz.

Benden bu kadar haber bildirme yeterli galiba (: Okumaya, gezmeye, izlemeye devam.

Edebiyat ve sanat her daim bizimle olsun...

18 Eki 2013

Adana'da kısacık bir turistik gezi

İyi bayramlaaaaaar-olmuştur inşallah herkese (: Pek buralarda olamadım. Yoğundum. Güzel bir bayramdı. İlk kez bu kadar çok gezdik. Abimin nişanlısı sayesinde oldu her şey tabii ki. Adana'ya ilk defa gelen birisini güzelcene gezdirmek lazım ama değil mi (:

Benim bir de sözüm vardı kendi kendime. Adana'yı turist gibi gezeceğim ve blogda anlatacağım diye. Birazcık yapcam onu şimdi. Fotoğraflar Hande Abla'nın çekiminden. Hatta ilk fotoğraf uçaktan çekim olsun (:


Çok güzel yakalamışlar ama di mi.

***

Diğer fotoğrafı anlatayım biraz. Adana'nın Karaisalı ilçesini geçince Kapıkaya köyü var. Toroslarla çevrili. Torosları su kaynağı ikiye ayırmış. Köylüler 'Kapız' derler bu doğa harikasına. Resmi adı Kapıkaya Kanyonu. 


Bol bol fotoğraf çekildik. Yürüdük biraz. Su çok güzel gözüküyordu. Balık tutarlar burada. Mangal yapmaya gelirler. Genelde Karaisalılar bilir. Gizli kalmış güzelliklerden birisi.

***


Ve bu köprü. Varda Köprüsü. Alman Köprüsü ya da Koca Köprü de denir. Tarihçesi şöyle:

Alman Köprüsü, Berlin-Bağdat Demiryolu tarihteki ipekyolunun yerini alacak Batı ile Doğu'nun önemli köprüsü olarak 1900'lü yılların başında Almanlar tarafından yapıldı. 1888 Yılında Osmanlı İmparatorluğu'ndan Sultan 2. Abdülhamit ile Almanya Kralı Kaizer Willheim II tarafından yapılan anlaşmayla, Bağdat demiryolu inşaatı Almanlara verildi. Alman Deustche Bank'ın ayırdığı krediyle 15 yılda tamamlanan demiryolunun en zor kısmı toroslarda ortaya çıktı.

1888 yılında II. Abdulhamit ile Alman İmparatoru Kaiser Willhem tarafından imzalanan sözleşmeyle Haydarpaşa'dan Bağdat-Halep-Şam'a kadar demiryolu ağı kurulması öngörüldü. Bu projeyle, Osmanlı'nın asker, eşya ve yolcu taşıması, Almanların da ihtiyaç duyduğu petrol kaynaklarına ulaşması planlandı. Haydarpaşa'dan Eskişehir, Konya, Ereğli, Pozantı, Adana güzergahını izleyen Bağdat Tren Hattı'nın en önemli ve zor geçiş noktası olan Belemedik bölgesinde, 1905 yılında Almanlar tarafından 12 kilometre uzunluğunda, 22 tünel açıldı.



Projenin yapımı süresince Belemedik tren istasyonunda o yıllarda binlerce Alman ve Türk görev yaptı. Bölgede çalışmalarını sürdüren Almanlar adeta bir kasaba oluşturdular; hastane, kilise, okul, sinema ve hatta cami inşa ettiler. Bağdat Tren Hattı'nın bu zorlu aşamasını yıllar süren çalışma sonucu başarıyla tamamlayan Almanlar, Belemedik'teki yüksek bir kesimde bulunan 3 bin 700 metrekarelik alanda mezarlık oluşturarak, buraya hayatını kaybeden vatandaşlarını defnettiler. Bu çalışmalar kapsamında keskin bir vadinin iki ucunu birbirine bağlayarak ulaşımı daha risksiz ve kolay hale getirmek için 200 metre uzunluk ve 99 metre yüksekliğiyle abidevi bir görünüme sahip (bugün Alman Köprüsü diye bilinen) Varda Köprüsü de inşa edilmiş oldu. Alman Köprüsü civarında bugün araç ulaşımı için kullanılan arka arkaya iki tünel ve bugün kullanılmayan köprü ayakları bulunur. Varda Köprüsü'nün inşasından önce geçiş için kullanılan ancak "U" şeklindeki formu nedeniyle bir trenin geçişinde yüksek risk oluşturan bu eski yol, vadinin direkt olarak geçilmesine imkan sağlayan Alman Köprüsü'nün inşaatı tamamlandıktan sonra kullanımdan kaldırılmıştır.

James Bond film çekimlerinin yapıldığı köprü burası işte. Bizim köye çok yakın ama bir türlü gidememiştik. Köy halkı buralara piknik yapmaya gelir. Havası inanılmaz temiz. Bayramda Adana çok sıcaktı. Bizim köyde, Bucak Köyü, çok sıcaklamıştık. Hacıkırı Köyü civarına gelince hava serinledi, üşüdük. Bu güzel manzarayı sıkma-çay eşliğinde izledik: Küçük bir mekan oluşturmuşlar Hacıkırı köyünden bir aile. Sıkma-ayran-çay satıyorlar. Buzdolapları yok. Elektrik, su hiçbir şey yok. Köyden su depoları yapıp getiriyorlarmış. Ama güzel bir bina yapacaklarmış oraya. Yapsalar harika olur. Manzara, hava çok güzel. Tepeye kurmuşlar. Diğer tarafın fotoğrafın olsaydı harika manzarayı görürdünüz. Ormana ve tarlalara tepeden bakıyorsunuz ve gökyüzü masmaviydi.

***



Burası da Seyhan Baraj Gölü. Dilberler Sekisi denen mevkide Dilberler Kafe'den gözüken manzara. Ördekler, suyun rengi, gökyüzü, ağaçlar. Çok güzeldi. Çok sevdiğim bir yerdir zaten. Lisedeyken pikniğe gelirdik (:

Dilberler Sekisi hakkında coğrafi bilgi için, bakınız.

***


Ve bu da Bici Bici. Eski Baraj'ın suyu daha mavi. Deniz gibi (: Yaz ayından çıktığımız için sular da çekilmiş, kıyı izlenimi oluşmuş zaten. Hava da sıcak. Tatlımızı yedik, ağzımızı kırmızıya boyadık ((:  Bir yerde bici bici için 'fantastik bir tatlı' demişler :D Çok hoşuma gitti bu tabir.

Gezimiz bu kadardı. Daha çok doğal güzellikleri gezdik. 2 gün vaktimiz olduğu için bu kadar oldu. Başka bir zaman da tarihi mekanları gezmek lazım. Geziyorum aslında, tarihi merkezi yerlere gidiyorum ama turist gibi gezmiyorum mesele o ((:

Adana'dan sevgilerle...





12 Eki 2013

Büyük Güneş

Bu sabaha karşı 4 gibi bitirdim The Master's Sun'ı. Dizi hakkında geniş kapsamlı bir yazı yazmayacağım. Direkt size link vereyim Nabrut ve Yaşam blogundan bakın. Bu yazının üstüne bir yazı hazırlamak olmaz gibi ((: http://nabrutvebiz.blogspot.com/2013/10/masters-sun-2013-kore-dizisi-replikleri.html Çok beğendiğim bloglardandır kendileri.


İlk defa izlediğim oyunculardı. Su Jı Sub'un mimikleri süperdi. Gojo'ları.

Yazılarımda bahsedeceğim karakterler, aşklar gördüm.


Bu adamın bakışları hep mi hüzünlü? /:


İtiraf ediyorum. Sürekli salak, gıcık dedim izlerken ikisine de. Sonra Başkan'a 'ay cnm yaaa. tatlım beniiim' dedim. Çok güldüm başlarda. Annemler de bana güldü. Sonra çok ağladım ama. Gece özellikle. Sessiz ağlamak ne zormuş :D



Pek sevgili Sığınak. Ben de sığınak, liman, yerin altında bir depo filan istiyorum :D


Çok tatlılar kiiii. Bu adam hep böyle uyuyor ve uyanıyor. Ne titiz :D


Yapışkan kız ((: Ama çok tatlııııı


En sevdiğim hayalet. Aslında hayalet değilmiş de uyanmayan bir çocukmuş. Sınavdan kaçıyormuş :D Ve kahve manyağı ((: Tae Yang'in ofisine Kingdom'daki hayaletleri toplayıp çay içtikleri sahneler müsmükemmeldi ((:


Hihi. Tae Yang'in içine köpecik girmiş. Sonra da kedi girmişti. Ama en güzeli Fransız kadının girmesiydi, final bölümünde. Mmmm şeeey. Yalnızca bir dizi ama di mi ((:


Cidden çılgın ahjumma :D Gong Shil'e karısı Bang Shil dediği için Bang Shil demesi çok tatlıydı. Sonra Başkan'ın hafızasını kaybettiği süreçte Başkan tarafında olması da güzeldi. Açıkçası hep karısını aldatmasını bekledim ama aldatmadı :D


Bu çocuklar ne tatlıydı yahu. Sims çocukları gibi hissettim bazı bazı onları. Tam teenage'ler :D Müsmükemmel gözükmüyorlar mı? Melek gibiler....

***

4'te bitirdim ya hani ben diziyi. Sabah 9civarı kahvaltı yapmam için zorla uyandırıldım. Sonra geri yattım. Aslında uykumu almıştım. Niye geri yattım? Hayal kurmak için. Sabaha karşı inanılmaz bir romantik komediyi bitirmişim tabii depresif takılcam :D Ben de aşık olmak istiyorum bananeeee diye diye.
Tae Yi Ryeong'un final bölümünde Kang Wo'nun gidişinden sonra yere oturup ağlaması gibi ağlamak istedim.

Bir çocuk gibi. Usagi gibi.


Ağlamadım ama. Uyudum. Hayal kurdum. Çok eğlenceliydi. Galiba bir süre aynı hayalin devamını getireceğim. Keşke bunu yazmam gereken öyküler için de yapsam. Boş anımda düşünsem düşlesem. Gece yatmadan önce sabah uyanınca. Her an.

Rüveyda dedi ki, beklemek de emek.



Ben senin ismini tarçın kokulu akide şekeri gibi tutuyorum ağzımda,damağımda,ruhumda.
Elif Şafak








6 Eki 2013

Dünya Edebiyatından Seçmeler




Kitap tanıtımları yapıyorum ama sevdiğim kitapları bir liste halinde yazmak da güzel bir fikir. Dünya edebiyatı dersimiz var bu sene. Ona binaen sadece yabancı yazarlara yönelik bir liste hazırladım.. Merak edenler buyursunlar (:


  1. Bir Yaz Gecesi Rüyası-Shakespeare
  2. Othello- Shakespeare
  3. Romeo ve Julliette- Shakespeare
  4. Macbeth- Shakespeare
  5. Tiffany'de Kahvaltı- Truman Capote
  6. Dublinliler- James Joyce
  7. Küçük Prens
  8. Faust- Goethe
  9. Genç Werther'in Acıları- Goethe
  10. Fahrenayt 451- Ray Bradbury
  11. Koku- Patrick Suskind
  12. Hay Bin Yakzan- İbn Tufeyl
  13. Simyacı- Paulo Coelho
  14. Elif- Paulo Coelho
  15. Portobello Cadısı- Paulo Coelho
  16. Mutlu Prens- Oscar Wilde
  17. Dorian Gray'in Portresi- Oscar Wilde
  18. Aşk ve Gurur- Jane Austen
  19. Deniz Feneri- Virginia Woolf
  20. Gog-Giovanni Papini
  21. İstiridye Çocuğun Hüzünlü Ölümü- Tim Burton
  22. Son Yaprak- O.Henry
  23. Beyaz Geceler- Dostoyevski
  24. Duvar- Sartre
  25. Yüzyıllık Yalnızlık- Marquez
 Şimdilik bu kadar. Okudukça yazarım yine ((: Keyifli okumalar.


Bayan Woolf'un Kuralları



İki yıl önceydi. Deli divane yazar olmak istiyorum  diye döndüm durdum. Tüyap'tan buldum bu kitabı. Ve Bayan Woolf'un Kuralları başlığı altında defterime bir şeyler yazdım. Artık bloguma da yazmalıyım (:
Virginia Woolf'u çok severim ben. Timaş bütün öykülerini çıkardı. Fuardan alacağım inş. Şimdi başlığımıza geçelim. Bakalım neler yazmışım. Ben de kuralları hatırlatmalıyım kendime.

Bayan Woolf'un Kuralları 1

  1. Sevdiğin bir yazar ya da şairle karşılıklı konuştuğunu hayal et.
  2. Çok kapsamlı oku. Tür, konu ayrımı yapma.
  3. Gününü iyi planla. Yazma saatlerin konusunda kıskanç düzeyde hassas ol.
  4. Günlük tut. Mutlaka! 15 dakika da olsa yazmaya çalış.
  5. Her zaman esin perilerinin hazır ve nazır olacağını düşünme! Yine de yaz ve yaz. Ama kendini hırpalama. (Ali Hoca uykularını bölecek kadar yazmayı önemsememizi söyler.)
  6. Günlük tutarken istediğin her şeyi yapabilirsin. Olay tasviri, betimleme, farklı tür denemeleri...
  7. Yazar ve şairlerin evlerini ziyaret et.
  8. Oz Büyücüsü'nü oku ve izle.
  9. Üslupla deney yap. Kısa bir öyküyü uzun ve dolambaçlı ifadeler kullanarak şairane bir dille yazmaya çalış.
  10. Bir öyküyü yeniden daha fazla betimlemelerle yaz.
  11. Yürümeye önem ver ki yürüyüş esnasında bir hikaye çıkabilir ortaya. Yürüdükten sonra 10 dakikanı izlenimlerini yazmaya ayır.
  12. İnsanları izle ve onların yaşamları, geçmişleri hakkında hayaller kur.
  13. Deneme uzun cümlelerden hoşlanmaz ama şiirselliği sever.
  14. Okuduğun kitaplar hakkında denemeler yaz.
  15. Shakespeare oku!
  16. Bazı değerli kitapları oku. Sonra onlar gibi yazmaya çalış.
  17. Sevdiğin bir kitaptan faydalan. Okuma sürecin üzerine yaz. Kapağını tasvir et. Çağırışımları yaz.
  18. Olumsuz özelliklerini sırala ve bir karaktere bu özelliklerinden ekleyerek öykü yaz.
  19. Hatırlayabildiğin ilk anını yaz.
  20. 30 yaşına gelmeden hiçbir şey yayınlatma! (Eğer yayınlarsanız özgürlüğünüz kısıtlanır. İnsanların fikirlerini önemsemeye başlarsınız. Onlar için onlardan iyi şeyler duymak için yazmaya başlarsınız.)
  21. Halka açık bir mekanı tasvir et. Şiirsel gelmediği için yazmamazlık etmez.
  22. Etrafını iyi izle, incele, hisset. Gözlem gücü önemli. Yazarlık ayrıntılarda gizli. Anla ve kaydet.
  23. Bir yazarın görevi bir şeyi alıp onu yirmi farklı şekilde sunmaktır.
  24. Diyalogları az kullan.
  25. İlgi görmesen de yazmaya devam et.
  26. Gerçek olanın önemli olduğu yerde hayali olanı yazmayı tercih ederim.
  27. Bir defter oluşturabilirsin. İnsanları tasvir edebileceğin. Her hafta 10 kişiyi anlatabilirsin.
  28. Çelişki içinde olan iki karakter üzerinden yola çıkarak öykü yaz. Ama hiç diyalog olmasın. Sadece tasvir ve anlatım.
  29. İngiliz usulü tasvir: Nasıl göründüğüne ve farklılıklarına önem verme. Fransız usulü tasvir: sınıfsal yer ve konum. Rus usulü tasvir: ruhu didik didik incelemek.
  30. Yeniliklere açık ol. Yeni tarzlar oluşturmayı dene. Yarı şiir yarı öykü yaz mesela.
  31. Yeni fikirleri kayıt altında tutmak için günlük çok önemli. Okurken güçlü bulduğun ifade ve betimlemeleri not al, incele.
  32. İnsan karmaşa ile başlamalıdır. Masana bu alıntıyı yapıştır ve nereye gideceğini bilmesen de bir şeyler yaz. ''Unutmayın, belirsizlik yaratıcılığın en önemli parçasıdır.''
  33. Başlangıç cümlesi için karakter bir olayın tam ortasındayken olabilir. Bir karakteri doğruca önemli bir olayın ortasına yerleştir. 10 ayrı başlangıç cümlesi yaz.
  34. Henüz karakteri tanımıyor olsan bile telaşa kapılma. Zamanla tanışır, arkadaş olursunuz. Gizli, saklı bütün hislerini, düşlerini serer ortaya. Sırdaş olursunuz.
  35. Hikayenin hemen başlamasına neden olacak sorular üzerine düşün.
  36. hikayeni bir günle sınırla ve saat seslerini zamanın hissedilmeyen ancak ısrarlı akışının altını çizmek için kullan. Sabah gerilim, gün karmaşık, gece ise oluşan anlaşmazlığı bir sonuca vardır.
  37. Kaybolan veya bulunan bir eşya hakkında bir öykü yaz ve üç sahne ile sınırla. 1.sahne: eşyanın kaybedildiğinin farkındalığı 2.sahne: kayıp hakkındaki acı, karışıklık 3.sahne: obje bulunsun veya vazgeçilsin objeden
  38. Sorun listesi yap. Ve bir hikaye kur. İçlerinden birisiyle. Farklı iki karakter düşle ve aynı sorun karşısındaki tutumlarını yaz.
  39. İç ses önemli. Karakterlerin gizli dünyalarını, tasvirleri başka ağızlardan yap.
  40. Ölüleri gören bir karakter ilginç olabilir.
  41. ilk defa tanışan iki kişi hakkında skeç yaz.
  42. Karaktere yanında taşıdığı veya gördüğü(sürekli) rüyanın ne olduğunun açığa çıkmasıyla yeni bir boyut oluştur.
  43. Satır arası yazılar. Anlaşmazlık yaşayan iki karakter arasında geçen bir diyalog yaz.
  44. İki karakter. Biri yaşadığı şehri seviyor. Diğeri sevmiyor. Diyaloglarını yaz.
  45. Diyalogları azalt.
  46. Tam cümleler yerine kesik ve kısa cümleler kur.
  47. Eskiden birbirine aşık olan iki kişiyi anlat.
  48. Kız veya erkek yeğenine hitaben anne babasıyla ilgili bir yazıyı anlat.
  49. Deneme tat vermelidir. Ateşli bir şekilde inandığın bir konuda nutuk atmadan deneme yaz.
  50. Düşüncene yardımcı olacak benzetmeler kurmalısın. Fazla süsten uzak dur. 
  51. Ziyaret ettiğin bir yerle ilgili serbest bir yazı yaz.
  52. Nefret ettiğin birisinden yola çıkarak bir deneme yazısı yaz.

52 maddelik bir yazı oldu. Üzerine yazacak daha çok şey var aslında ama şimdilik bu kadar yeterli (: Çok eğlenerek okumuştum kitabı. Yeniden okumalıyım (: Siz de okuyun bence. Yazmayı düşünüyorsanız okumalısınız. Ya da sadece merak duyuyorsanız da okuyabilirsiniz. Keyifli okumalar dilerim ((: