30 Ağu 2013

Üzerine pembe kar yağmış bir öykü




''Sözcükler fırıl fırıl dönerken hepsi birden durdu.
Buz kesti her yan.
Göz kapaklarına gizlendi her şey.
Kurtulmanın yolu hatırlamaktı.''


Yazmak. Öykü yazmak. Öykü yazmanın ifadesi yukarıda kurduğum cümleler. Hayal ederken göz kapaklarıma gizleniyorlar. Hatırlarsam kurtuluşa eriyorum. Hatırlamazsam da beynim eriyor sıkıntıdan ((:

Öykü yazmak biraz da aşk galiba benim için. Şu sıralar oldukça zorlandığım gerçeğini itiraf etmeliyim ama. Aslında öyküye tutkunum ama düzenli bir şekilde yazamıyorum. Yazmakta zorlanıyorum bu bir gerçek. Etrafta çok fazla uyaran var. Dikkatim dağılıyor. Böyle birkaç günlüğüne de olsa ormanda bir eve ya da deniz kenarında bir ve çekilsem annem ve babamdan başka kimse olmasa. Yazsam da yazsam diyorum ama olmuyor (: Olsun. Düşe kalka ilerliyoruz bakalım. Naime Erkovan nasıl yazdığını anlatırken başını ve sonunu zihninde belirleyip öyle oturuyormuş yazmaya. Bunun nasıl olduğunu anladım. Eskiden oldukça doğaçlama yazardım. Şu sıralar daha planlıyım. Bir de Tuna Lütfü Yukay öykü yazarken dikkat etmemiz gereken bir şey söylemişti. Çok saçma bulmuştum doğrusu. Ama şimdi anlıyorum. Öykünün çekirdeğini yazıyorum. Etrafına daireler çiziyorum. Önem derecesine göre halkalar artıyor ve yanlarına yazıyorum. Çok iyi oluyor. Galiba sistematik yazmaya başlıyorum. Tabii ki yazmanın esrik tarafını unutmuyorum. Açıyorum Marilyn defterimi, içimden geleni yazıyorum. Sonra taslaklar çıkartıyorum, birbirine uygun parçaları birleştiriyorum, notlar alıyorum ((: Nasıl ama? Keyiflendim bak şimdi. Gerçekten yazar adayına mı dönüşüyorum ne? ((: Ah şu iki öykümü de tamamlayabilseydim rahatlayacaktım bak... Bir de Vampirella var... Yazamıyorum ki... Hala 85 sayfadayım... Vampirella bir roman. Geçen okudum da ne kadar komik buldum başlarını. 50li sayfalara gelince değiştiğimi geliştiğimi fark ettim. Sadece 50 sayfada bu kadar değişir mi üslup, yazı... Şimdi yazsam kim bilir nasıl olur. Zaten yazıp tamamlasam sonra yeniden yazacağım :D Başlarını hiç beğenmedim ((:

Roman ve öykü. Lisede arasındaki farkları öğrenmiştim ama yazarak daha iyi anlıyorum. Ya da yazamayarak. Roman da detaylar konusunda özgürsün ama ön araştırmalar çok fazla. Ayrıntı vermek istiyorsan yanlış verme. Uydurma bir kent yazıyorsan bile mantıklı at :D Ben bir de Osmanlıyla vampirleri birleştirmeye çalıştım. Araştırma yapmam lazım yani :D Neyse. Roman için daha erken zaten.



Denemeye baktığımız zaman. Deneme derin bir zeka istiyor, Bu bir gerçek. Öykü ise daha kıvrak bir zeka istiyor. Denemede tumturaklı ve bilgin cümleler kurmak gerekirken öyküde düz cümlelerin arasına söz oyunlarını serp, yeter ((: Öykünü zor yanı, kısa ama öz olması ve de başı, ortası, sonu hiçbir mantık hatası yapmadan ilerlemek. Bir de etkileyici olmalı tabii. Öykünün daha eğlenceli olduğunu da unutmamak gerek :D Deneme düşünce yazısı, çok fazla uçarı olamazdın ama öykü öyle mi ya... İstediğin kadar saçmala, tutarsız ol. Sınır yok. Ama saçmalamanın da bir mantığı var unutma ((:

Öykülerimde derin cümleler kurmaya başlamışım galiba.
Bir Masum Mor Menekşe öyküm için bunları dedi Aydın Abim ((:




Nasıl bir yazı oldu bilemedim. İçimden geldi. Kendi kendimi motive etme çabaları galiba. Yazmam lazım da... İlham gel kanatlan yanı başıma ((:

Üzerine pembe karlar yağmış bir öykü biliyorum
Kalemimin sıcaklığına var ihtiyacı
Ah bir de mor baykuş!
Ah bir de gamsız baykuş



Ben Seni Sevdim Mi?

Ben seni sevdim mi? 
Sevdim, kime ne 
Tuttum, ta içime oturttum seni 
Aldım, okşadım saçlarını, öptüm 
İçtim yudum yudum güzelliğini 

Ben seni sevdim mi? Sevdim elbette 
Bendeydi özlemlerin en korkuncu 
Çıldırırdım sen ne kadar uzaksan, 
Aşk değil, hiç doymayan bir şeydi bu 

Ben seni sevdim mi? Sevdim doğrusu 
Sevdikçe tamamlandım, bütünlendim 
Biri vardı ağlayan gecelerce 
Biri vardı sana tutkun; o bendim 

Ben seni sevdim mi? Sevdim en büyük 
En solmayan güller açtı içimde 
Ömrümü değerli kılan bir şeydin 
Sen benim bozbulanık gençliğimde 

Ben seni sevdim mi? Sevdim, öyle ya 
Bir çizgiye vardım seninle beraber 
Ve bir gün orada yitirdim seni 
Ben seni sevdim mi? Sevdim, ya sen beni

Ümit Yaşar Oğuzcan

2 yorum:

  1. bu yazıyı çok ama çok sevdim.
    girişteki öykü parçalarını da.

    roman yazmak sıkıcı olmalı.
    lafını bitiremeyen roman yazıyoo.
    öykü çok tatlı bişi yaa.

    öykü, bence, tek bir sözcükten çıkıyor. ben de yazarken, başını sonunu düşünmem. başlar giderim. ama tek sözcük için.

    deneme çok önemli bir tür. kimse okumaz ama. müthiş denemeciler var bizde de dışarda da.

    bak bu yazın bir deneme senin.

    denemede genelde çok konu olur ve birbirine bağlanır. bak saşah birseli oku bak. nerden başlıyor nerde bitiriyor.

    :)

    nefis yazıydı bu.

    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hiç deneme olarak düşünmemiştim bu yazıyı. denemeler nedense zihnimizde çatık kaşlı kalmış (: salah birsel okumalıyım evet. önüne gelen roman yazıyor çünkü roman yazmak kolay.ama kaliteli roman yazmak tabii ki zor.ama öykü öyle mi.yazamıyorsun.birkaç sayfaya neler sığar diye düşünüp kalıyorsun.seven için öykü daha kolay geliyor tabii.ben artık roman okurken zorlanıyorum.öyküyle yatıp kalkınca (: deneme çok önemli bir tür evet ama işte hep monteigne yüzünden kötü hatırlıyoruz.sıkıcı filan :D

      Sil