31 Ara 2012

Ben bir kitap çılgınıyım


Bugün ne yaptıııım??
Harika üç kitap aldım. Şimdi efendim, bu haftaki kurs ödevimiz Haldun Taner Şişhaneye Yağmur Yağıyordu kitabını okumak. Kitabı temin etmek için çok sevdiğim bir kitapçıya gittim. Vefa'da Reşat Nuri Güntekin Tiyatro'sunun ara sokağında Labirent Kitabevi var. Yolunuz düşerse bir bakın. Hatta yolunuzu düşürün. Üç katlı ahşap bir bina. İçi kitaplarla dolu. Her taraf eski kitap kokuyor. Dalın kitapların arasına. Keyfinize bakın. Tavsiye ederim. Ve çok da uygun fiyata kitaplar. Öğrenci olmasam 'Abi bunlar antika kıymetinde. Ne 5 tl'si ne 2 tl'si.' diyeceğim ama öğrenciyiz işte. Boynumuz bükük.

Neyse. Gelelim kitaplara. Kapıdan girince ingilizce kitaplar var. Direk gözüme takıldı. The Tale Of Peter Rabbit. Beatrix Potter. İngilizce çocuk kitabı. Jo Rowling okuduğunu hatırladığı ilk kitap olduğunu söylemişti bir keresinde. Resimlerle kaplı sayfaları. Çok tatlı. İngilizcem yettiğince okuyup anlamaya çalışıyorum. Peter, Lawrence Anka adlı deneme kitabında anlattığı yaramaz yaban tavşanı Afolf'u anımsattı bana. Ama Peter Adolf gibi ürkünç değil çok tatlı (: Elimdeki The Tale Of Peter Rabbit 1995 basım.
Bir diğer kitap Peri Masalları Üzerine J.R.R. Tolkien imzası taşıyor. 1999 basım Altıkırkbeş Yayınevi. Görünce nasıl heyecanlandım. Üstüne abi 'başka basımı yok' deyince kendimden geçtim :D Harika bir kitaba benziyor. Okuduktan sonra düşüncelerimi yazarım. Kitaba el yazısıyla not düşmüş eski sahibi 08.04.2000 "densiz bilmece gibi düşünceler"
Ve son kitap Şair ve Yazarlarımız Nasıl Yazıyorlar? Hazırlayan iki isim A.Köklügiller ve İ.Minnetoğlu. 1974 basım Minnetoğlu Yayınevi'den çıkma. Ahmet Köklügiller tarafından Zühtü Bayas'a imzalanmış. Acaba nasıl oldu da geldi kitapçıya. Hatırası olan kitapları okumak ayrı bir heyecan benim için. Mehmet Kaplan önsöz yazmış. Daha bir kıymetlendi gözümde. Şöyle bir karıştırdım Selim İleri'nin gençlik fotoğrafı vardı. Saçlı hali yani (: Attila İlhan rahmetlinin gençlik halini görmek mutlu etti. Okuyup bitirince yine bahsederim burada. Güzel kitaplar değil mi?

Fotoğraftaki bir diğer nesne oda kokusu. Hem de vanilyalı!!!! Çok güzel. Seramik vazosuna az biraz sıvı kokusundan döküp çubukları içine koyunca odaya koku veriyor. Evdeki herkes bayıldı. Adana'daki odama da almayı düşünüyorum.
Apartmanımızın hemen önünde bir çınar ağacı var. Resimde dalları gözüküyor. Çınarımızı seviyorum. Bir de fotoğrafta pek gözükmese de evimiz Samatya sahilini görmekte efendim ((:
Neyse. Bu kadar yeter artık ders çalışmalıyım. Finaller başladı başlayacak.... Mutlu kalın!!

25 Ara 2012

Uzak Diyarlar



Pek sevgili okuyucu. Çok pis İrlanda'ya gidesim var. Napcaz biz? Hani böyle elin ayağın bağlanır hiçbir iş yapasın gelmez. Hep mutsuzsundur. Ben yine öyleyim desem? Hayallere daldım yine. Hiç de çıkasım yok. Dün Bahçelievlere gitmek için evden çıkmak üzereyken içimde bir his hasıl oldu. Bir his demişken Naime Erkovan diye çok tatlı bir yazar var. 2011'de Beşinci Düğme adlı fantastik bir öykü kitabıyla yazın dünyasındaki yerini resmileştirmiş. Şimdi bu kitabı okuyorum. "Adım yok" adındaki öyküsünde insanların adlandıramadığı bir histen bahsediyor. İşte ben de bu hise ad veremedim ve iki sözcük döküldü:İrlanda'ya gitmek istiyorum. Arkadaşlarım kahkahalara boğulup uçak kapının önünde gibi espriler yaptılar. Ama ben paşa paşa Bahçelievlere gittim -.-
İrlanda 12 yaşımdan beri hayalimde olan iki ülkeden biri İrlanda. Diğeri de İngiltere. Ben hep kardeş iki ülke diye düşünürdüm ama birbirlerini pek sevmez imişler. Neyse. Nereden hasıl oldu 12 yaşında bu iki sevda. Tabii ki Harry Potter ((: Baykuş sevdamın kökeninde olduğu gibi. İrlanda'da geçen bir öyküm de var hatta. Nasip olur da giderim ins.
İrlanda masallar diyarı gibi benim gözümde. Bir prens bir prenses hayal ediyorsam İrlanda'nın yeşil pembe dağları lacivert denizi ve gök kuşağı ve tarihî şatoları....
Velhasıl güzel bir hayaldir.

Diğer iki hayal ülkem Japonya ve Güney Kore. Onlara bir daha ki yazıya değineyim ((:



11 Ara 2012

Ara...




Uzun bir aradan sonra yine buradayım. Aslında çok uzun değil de işte bana öyle geliyor. Yoğun bir insan oldum çıktım yahu. Bir sürü kitap okuduuuum (: Yazı da yazdım. Kurs güzel gidiyor. Ali Hoca yazılarıma 'Fena değil' demeye başladı ((:

Çok zormuş ya buradan ayrı kalmak. Neyse. Dönüşüm muhteşem olacak. Okuduğum kitapları sayayım hemen.

Ahmet Haşim- Bize Göre, Frankfurt Seyahatnamesi
Refik Halit- Gurbet Hikayeleri
Oğuz Atay- Korkuyu Beklerken
Peyami Safa- Bir Tereddüdün Romanı

Okuduğum başka kitaplar da var. Onları da ayrı yazarım. Şimdi biraz da yazılarıma yer vereyim, kurs yazılarıma. Kısa demeyin lütfen. Ali Hoca kısa istiyor.


***

Yeni eldivenlerini büyük bir hevesle ellerine geçirmişti. Havalar birden soğumuştu. Alışamamıştı güneşsiz geçen günlere. Yanında şemsiye taşımayı sevmezdi ama yağmurdan korunmak zorundaydı. Hasta olmamak için zencefil çayı ve şekeri deposu yapmıştı. Arkadaşları fazla hassas hatta evhamlı olduğunu söylerdi. Önlem almanın neresi evhamdı? Surların etrafından dolanmaktan hoşlanmazdı fakat en kısa yol burasıydı. Çiçek atan tuhaf kadınlar görürdü burada. Giysileri hep incecikti. Ayaklarında da botları olmazdı. Hasta olmaz mıydı bu insanlar? Bazı geceler rüyalarına girerdi bu çiçekçi kadınlar. Hasta olmuş yorgan döşek yatarken kendisine çorba yapıp ıhlamur çayı içirirlerdi. Gülümsedi. Çiçekçi kadınlardan en pahalı buketi alıp rüyası için teşekkür etti.

***




Pencereyi açtı. Soğuk hava tenine değince rahatladı. Karanlık odayı ince bir ay ışığı aydınlatıyordu. Kanepeye zorlukla oturup el yordamıyla sehpanın üzerindeki tarçınlı akide şekerlerine ulaştı. Damağına yayılan tat hüzündü. Akide şekeri çocukluğunu hatırlatırken tarçın gençliğini anımsattı. Gençliğini anlamlandıran tarçın kokuluyu… Sol bileğine gitti eli istemsizce. Jilet izlerinin arasında bir harf. Harfin üzerinde gezinen parmakları sanki kahverengi saçlar üzerindeydi. Yıpranmış bir defter aldı eline. Yıllar öncesinin tarihi atılmış sayfalar üzerindeydi bu kez parmakları. Kendisine, defterdeki boş sayfaları doldurmasını salık veren cümleye takıldı gözleri. Boş bir sayfa açtı ve uzun bir süre sayfaya baktı. Gülümsedi. Aklından geçen kâğıda dökülemeyen sözcüklerdi yüzünü gülümseten:
Göğsümdeki tarçın renkli kuş
Uç, göklere uç
Af dile, af dile…

***



Küçük bir kız vardı. Elleri küçücük olan; kızıl saçlı, yeşil gözlü tatlı bir kızdı. Bu kızın en çok sevdiği zamanlar, gece yatağına uzanıp hayal kurduğu anlardı.Hayal kurrmadan uykuya geçemezdi. Bunun sebebi, ona masal anlatan kimsenin olmayışıydı. Annesi her zaman hasta olurdu, babası ise ilgisiz. Annesi fakirlikten yakınırdı, babası hep suskun. Küçük evlerinde mutluluk ve mutsuzluk arasında bir hayat sürerlerdi.Annesinin işinin başından aşkın olduğu bir sabahtı yine. Küçük kız bağıra çağıra şarkı söyleyerek aynanın karşısında saçını tarıyordu. En sevdiği yanı, saçlarıydı. Küçük olmasına küçüktü ama saçların bir kız için her şeyden değerli olduğunu çoktan anlamıştı. Saçlarına bakınca gülümsedi.Sevdi saçlarını, hep severdi zaten. Aklına bir şeyler gelmiş gibi muzipçe bir tebessüm yayıldı yüzüne. Annesinin arkasından bağırmasına aldırmadan yoruluncaya kadar koştu da koştu. Dere kenarına geldiğinde durakladı.Yeni taşlar bulması gerekiyordu. Yeni, bir sürü, rengarenk taşlar. Güzel taşların hepsi onun olmalıydı.  Ayaklarının değmesiyle su hareketlendi. Kız sinirlendikçe su coştu. Küçük bedeni bu hareketliliğe daha fazla dayanamayıp düştü. En kıymetlisi olan kırmızı taş cebinden kaydı, büyük bir kayaya çarpıp ikiye ayrıldıktan sonra akıntıya kapılıp kayboldu. Dere, taşın kaybolmasıyla sakinleşti. Taşın ardından bakan kız  derin bir nefes aldı. Gerçekten en kıymetlisi gitmiş miydi? Kalbinde bir nefret dalgası kapardı. Bedenindeki bütün pis kan kalbine toplandı ve nefrete dönüştü. Bedenindeki bütün sıcaklık hareketlendi ve gözlerinde ateş haline geldi.Elleri ayakları birer buz, kalbi ve gözleri birer alev. Bir çığlık attı ki yer korktu, gök korktu. Şimşekler çaktı, yer sallandı. Kız, sudaki yansımasına bakınca gözlerinde birbirinin içine girmiş alevleri gördü. Sahip olduğu, gerçekten ona ait olan tek şey, o taş.Ve gitmişti artık, yok olmuştu.

***

Art arda üç yazımı sıraladım. Gelişme var mı yok mu siz karar verin lütfen ((: