19 Eyl 2012

Geniş Zamanlar Yok


Canım çok sıkılıyor. Yazmak istemiyorum. Buraya uğramadım kaç gündür. Öykülerime de bakmadım. Vampirella zihnimde dönüp duruyor ama tık yok içimdeki yazma hissinde. Öyle bir hissizlik ki sanki okyanusun ortasında ilginç bir teknenin içinde kalmak gibi. Tekne ki gitar şeklinde ya da kalem. Bir önemi yok aslında. Okyanus ve tekne. İstanbul'dayım. Yazmaya ve okumaya geldiğim şehirde. Geldiğimden beri neredeyse her gün dışardaydım. O kadar çok özlemişim ki... Ama dışarda olmaktan sıkıldım. Evde vakit geçirmek istiyorum. Ama yapamıyorum. Hadi şuraya gidelim deyince arkadaşlarım hobaaaa haydeee oluyorum. Hadi düş İstanbul yollarınaa ((: Ama bir yandan da bunalıyorum sokaklarda. Büyülenirken hem de. Nedir bu çelişki anlayamıyorum. Zihnimde binbir türlü sorular ve bu soruları yanıtlandırmak yerine İstanbul sokaklarına sığınmak; kötü niyetli üvey annenin koynuna girmek gibi. Yeri gelince bu koca şehir yaren yeri gelince kötü kalpli üvey anne...
Çok sevdiğim bir insan var, abla bildiğim. Beni onu sevdiğim gibi sevmiyor. Abimin söylediği bir söz beynime kurşun etkisi yaptı. "Sen elmayı seviyorsan elma da seni sevmeli mi? Sen İstanbul'a aşıkken İstanbul seni seviyor mu sanıyorsun?" Ama. İstanbul beni sevmiyorsa. İçinden atmak kusmak istedikleri arasında ben de varsam?... Zaten dün yağmurun şiddetlisine yakalandım... Aman geb, saçmalama.

Geniş zamanlar yok arkadaş. O eskidenmiş. Programımı açıklasam şurda, dudağınız uçuklar. Neyse zamanı gelince biz de rahat edeceğiz elbet.

Bugün Fatih-Çarşamba'ya gittim. Çok farklı bir dünya orası. Huzur mu huzursuzluk mu bilemedim...
İkilemlerdeyim şu sıralar anlayacağınız. Melonkalianım da gelmiş ziyarete. Hüzün gelmiş. Yarın Taksim yapalım da biraz eğlenelim di mi ama? ((:

Geniş zamanlar yok
Hiçbir şey değişmez
Yalanlar güncellenir daha iyi
Yanına kalsın yeter her şey bitsin
Kalmasın bizden geri hiçbir şey artık bitsin

Hayat zor vesselam.


Bu da şarkı.
tık

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder