6 Ağu 2012

Elinden gelen kalem tutmak, dilinden gelen dua olsun!

Ben daha çok gencim, görmüş geçirmişliği yok biliyorum. Doğduğum andan itibaren kulağımdan ezan sesi hiç eksik olmadı, sekmeden her gün beş vakit. Elimde Kur'an-ı Kerim olduğu için yargılanmadım da. Ne cuntacıları gördüm ne de babamın anlattığı işkenceleri yaşadım. Evimin duvarlarına 'Kahrolsun Faşizm' ya da 'Komünistler Moskovaya' yazıları olmadı. Sıra arkadaşımla sağ-sol kavgası yüzünden birbirimizi yaralamadık. Vatanımı düşündüğümden idam da edilmedim. Alevi-Sünni kavgalarını da görmedim, katliam da yaşamadım. Şehit annesi de değilim. Oğlumu bile bile ölüme göndermedim. Vatanına kurban eden, kınalı ellerini koklayan bir anne değillim, oğlunun kokusu toprak olan.
Biliyorum yaşamadım bunları ya da daha başkalarını. Ama tüm bunları kalbimde hissetmeye çalıştım. Kalbimden kalemime inen bir his olsun istiyorum. Ellerim kollarım bağlı tüm yaşananlara. 19 yaşındayım ve ne yapabilirim, düşünüyorum. Aklıma yalnızca iki seçenek geliyor. 'Yaz.' diyorum. 'Yaz.Sen yazdıkça birilerinin sesi olacaksın.Vazgeçme!'
Elimden gelen kalem tutmak.
Ve bir diğeri de...
Dilinden gelen dua olsun!
Rabb'im sen sabır ver yüreği dağlananlara!

Rabb'im!
Vatanımız,milletimiz,dinimiz üzerinde oynanan oyunları oynayanların başlarına çevir!
Amin!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder